Paris’te Erişim Nasıldır

Bulmaca çözmeyi sevenler buraya… Evet, Paris’te erişim tam bir bulmaca gibi. Metro ve RER haritası üzerinde yüzlerce muhtemel rota üzerinden dilediğiniz birini kullanıp veyahut en kısa rotayı zihninizde çizerek, erişmek istediğiniz yere gitmeye başlayabilirsiniz. Haritaya ve metro taslağına baktığınızda, harita olmadan Paris’te kaybolmanın an problemi olduğunu hatıranda fark edebilirsiniz. Metro ve RER yolları şehrin altını sanki bir örümcek ağı gibi kaplamış vaziyette. Biz de artık elimizde harita, nereye gideceğimizden emin bir şekilde tekrar bilet makinesine yöneliyoruz. Yarım saat kadar sıra (!) bekledikten sonra, kredi kartımızı makineye okutup 10 adet T+ bileti alıyoruz. Paris’te bulunacağımız müddet süresince bu biletlerin yeterli olacağını düşünüyoruz (ki öyle de oldu). T+ biletleri, yukarıda belirttiğim gibi, her türlü erişim aracında geçerli ve toplu alımlarda tanesi 1.25 €’ya geliyor. Ayrı olarak kağıt para veyahut bozuk para ile de bu makinelerden yada gişelerden bilet alabiliyorsunuz, ancak bunları her yerde bulabilmek olanaksız. En iyisi, iyi bir tahminde bulunup ne kadar bilete ihtiyacınız olduğunu öngörerek, yeteri kadar bilet satın almak. Bu makineler haricinde, yukarıda da yazdığım gibi, belli başlı bir takım noktalarda bulunan gişelerden de bilet satın alabilmek olası, tabii Fransızca biliyorsanız veyahut beden diliniz ileri düzeydeyse… Tabelalar, istikamet göstergeleri ve diğer işaretler de dahil olmak üzere her şey Fransızca ve ilk başta yalnızca tahminlerden yola çıkarak ilerleyebiliyorsunuz.

taxi paris

Evvela tam olarak nereye gideceğinizi bilmeniz gerekiyor. Elinizde bir harita olması da koşul… Metro ve RER, Paris içi erişimde seçenek edilecek en ehemmiyetli iki araç. Yedi bölgeye ayrılmış olan Paris’te gezilip görülecek yerlerin büyük çoğunluğu birinci ve ikinci bölge içerisinde, dolayısıyla sadece bu bölgeleri kapsayan bir harita yeterli olacaktır ki erişebileceğiniz turistik haritalar da asal bakımından bu bölgeleri kapsamaktadır. Haritalar üzerinde metro hatları 1, 2, 3 gibi numaralarla; RER hatları A, B, C harfleriyle; tramvaylar ise T ile belirtilmiş vaziyette. Ayrı olarak her hattın ayrı bir rengi var ve aktarma yapılabilecek noktalar beyaz sembollerle gösterilmiş. Bu genel bilgileri edinince, haritayı kullanmak ve gitmek istediğiniz yere erişmek son derece kolay bir hâl alıyor. Açıkçası biz, haritayı ve erişim sistemini kendi kendimize çözmek zorunda kaldık. Bazen kaybolduk, bazen yanlış erişim aracına bindik, bazense yanlış durakta indik; ancak bunlar dahi bizim için apayrı ve güzel hatıralar olarak zihnimizde yer ettiler.

Porte Maillot’dan Blanche’a gidebilmek için önce 1, sonrasında da 2 numaralı metro hattını kullandık. Metrolar son derece ürkütücü ve temizlikten yoksun. Metro istasyonlarında hanesiz insanları, aşırı davranışlarda bulunan acınası vaziyetteki gençleri, aksi ihtiyarları veyahut suçlu görünümlü, size dik dik bakan kişileri görebilmek olası. Ayrı olarak duvarlarda ve metro araçlarında vandalizmin her türlü örneğini de bulabilmek olası: grafitiler, araçlarda ve duvarlarda ne olduğu belli olmayan yazılar, çizikler, kırılmış camlar… Belli saatlerden sonra buraların tekin yerler olmadığı da söylenenler arasında, ki gördüklerimiz de bizi öyle düşünmeye mecbur bırakıyor ister istemez. Her neyse… İnmek istediğimiz durağa erişiyoruz. Metrodan inip yukarıya çıktığımızda bambaşka bir dünya bizi bekliyordu. Kalabalık, koşuşturmaca, düzensizlik, trafik… Hasılı ne ararsanız var. Evvela iyi bir otel bulma beklentisi içinde olduğumuzdan, eşit geldiğimiz otellerle bir bir görüştük. Üç veyahut dört otel sonra, yorgunluğun da verdiği tezlikle, Hotel de Belgique isimli (sözüm ona) 2 yıldızlı bir otelde, 3 gece toplam 180 €’ya konaklamaya karar verdik. Kalıntı, yıkık dökük, karanlık ve izbe… Hasılı, konaklayacağımız otel 2 yıldızlı otel görünümünden ziyade ayrılınmak üzere olan bir hanesi andırıyordu. Üstelik otel sahibesi yaşlı bayan ve eşi olduğunu düşündüğümüz bey hiç İngilizce bilmiyordu ve dolayısıyla, kendileriyle zar zor anlaşabildik. 3 gün boyunca idare edebileceğimizi düşünüyoruz ki bu üç gün boyunca rastgele bir mesele da yaşamıyoruz açıkçası.

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*