Paris’e bir yolculuk

Dünyanın en gözde şehirlerinden biri olan Paris’te dünyaca bilinen yapılar, müzeler, sanat galerileri ve alanlar olmak üzere pek çok önemli gezi noktası bulunmaktadır. Bu büyüleyici şehirde görmeniz koşul olan durakları sizin için bir arya getirdik.

Paris’in simgelerinden biri olan Eyfel kulesi şehirde görülmesi şart olan yerlerin başındadır. Şehirdeki diğer önemli noktala ise Notre Dame Katedrali, Sacre Coeur Kilisesi, Louvre Müzesi, Zafer Takı ve Şanzelize Caddesi’dir.

Venedik’ten sabah saatlerinde havalanan uçağımız, Alp Dağları’nın üzerinden geçerek, bir saat otuz beş dakikalık yolculuğun ardından Beauvais adlı yerleşim biriminin o ufacık, şehirler arası otobüs terminali görünümündeki havaalanına indiriyor bizi. Burası, Paris’ten yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta bir şehir, daha doğrusu kasaba. Sonbaharın başlangıcı olmasına rağmen hava son derece soğuk ve de sisli. Paris’in merkezine gidecek ilk otobüse biletlerimizi almak için alelacele gişeye yöneliyor ve biraz bekledikten sonra, 25 Euro karşılığında, Paris merkezine gidiş-dönüş otobüs biletimizi alıyoruz. Yolculuk yaklaşık bir saat on beş dakika sürecek. Şoför aheste aheste gelerek otobüsü çalıştırıyor ve yola koyuluyoruz. İki yanı yemyeşil, ıssız, fakat geniş kara yollarında son sürat ilerliyoruz. Öngörülen süre sonunda Paris’in girişine ulaşıyoruz.

paris-destination-wedding-blair-and-judson_048

İlk caddeden itibaren klasik Fransız mimarisi bizi karşılıyor. Derken, Porte Maillot’ya ulaşıyor ve otobüsten inip bagajdan sırt çantalarımızı da aldıktan sonra, şaşkınca etrafa bakınıyoruz. Havanın soğuk olması, üzerimizde kalın giyeceklerin bulunmaması ve de biraz yorgun olmamız (ki önceki geceyi Venedik havaalanında geçirmiştik) dolayısıyla, en kısa zamanda bir otele yerleşmek ve iyice dinlenmek niyetindeyiz. Paris’e gelmeden önce yaptığımız ön araştırmalar sırasında not defterimize yazdığımız otel listesinden, Blanche civarlarındaki bir tanesini seçip oraya gitmek üzere metro, RER (metro benzeri bir sistem), tramvay ve otobüslerde de geçerli olan biletten almak üzere, bilet makinelerine yöneliyoruz. Tabii elimizde harita gibi bir şey de bulunmadığı için, gitmek istediğimiz noktaya nasıl ulaşacağımız hakkında en ufak bir bilgimiz yok. Birilerinden yardım almak üzere dışarı çıkıyoruz. En sonunda bir büfeye yaklaşarak, büfe sahibine belirttiğim noktaya nasıl gideceğimi soruyorum. O ise, iyice dinledikten sonra, gururlu bir şekilde Fransızca olarak cevabını veriyor bana. Açıkçası Paris’e gelmeden önce, bu gibi durumları muhtemelen yaşayacağımızı duymuştum, fakat bunun bir “şehir efsanesi”nden ibaret olduğunu düşünerek inanmamıştım. Evet, gerçekten de bir Fransız, İngilizce bir soruya, sizin anlamayacağınızı bile bile Fransızca yanıt verebiliyormuş. Yine de biz teşekkür edip hiçbir şey öğrenemeden oradan ayrılıp bir otele yöneliyoruz. Otel lobisindeki yardımsever görevli, tüm sorularımıza yanıt veriyor ve bize bir de Paris ile ilgili önemli bilgileri kapsayan harita hediye ediyor.

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*