Kıbrıs Gezi Rehberi

Bu yazıyı ayağımın tozuyla yazamadım pek. Sebebi de Gezi Parkı olaylarıydı. Gündem bu kadar meşgulken gezip tozmak insana kendini suçlu hissettiriyor. Gezdiğimi anlatmak da bilgisayar başında zaman geçirmeyi gerektiriyor ki bu zamanı gündemi izlemekle harcamayı seçenek ettim. Kıbrıs gezisi süresince da Boğaziçi Caz Korosu’nun “Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay” şarkısı 5 kişilik ekibimizin dilinden düşmedi. Gezi marşımızdı diyebilirim 🙂

fft99_mf685698 (1)

Kıbrıs, ne vakittir gitmek isteyip gidemediğim yerlerdendi. Yaz başı Kuşadası’nda sezon açılmadan yavru vatana gidip denize girelim diye kıştan aldık biletlerimizi.

Yol arkadaşlarımız yeniden evvelki yazılarımdan tanıdığınız kardeşim Hale ve eşi Hasan, bir de sevgili arkadaşımız Seyran. Hale ile yolcu etmeye bayılıyorum, zira benim yükümü akılalmaz hafifletiyor. O da iflah olmaz bir araştırmacı ve benden çok daha tezcanlı. Otel rezervasyonlarını onun sayesinde erkenden yapıyoruz.

İşlerimizi pek bırakamadığımız için kısa kısa tatiller yapmaya alıştık. Blogumun isimi “Az vakitte çok yer nasıl gezilir?” olsa yeridir. Kıbrıs tatilimiz de yalnızca bir haftasonuydu ne yazık ki. Cuma akşam uçakla gidip pazar akşam geç saatte uçakla döndük. Değer mi diye sorarsanız, netlikle değer!

Kıbrıs adasının tarihi konusunda kafamda parça parça bilgiler vardı. Gidip geldikten sonra çok daha hakimim tarihe. İşte bu yüzden de çok seviyorum gezmeyi! Normalde aklımda tutamayacağım bilgiler dolaşça beynime kazınıyor. Sizlerle de öğrendiklerimi paylaşmam gerekirse:

Kıbrıs

Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra 3. büyük adasıymış Kıbrıs. Önceleri Yunan, Mısır, Roma medeniyetlerine dahil olup, 1571’de Venediklilerden Osmanlı imparatorluğuna geçmiş. Uzun yıllar Osmanlı’ya ait olmuş fakat 1. Dünya Savaşı bakımından İngiltere mandasına girmiş. 1960 lara kadar İngiltere himayesinde kalan adada hala İngiliz tesirlerini görmek olası. Prizler ve sağdan akan trafik gibi… Kıbrıs 1960’ta bağımsız oluyor, Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor.

1960-1974 seneleri arasında Rumlar ve Türkler arasındaki gerilim had evredeymiş. Rumlar tarafından Türk kırımı yapıldığı söyleniyor. 21 Aralık 1963’te başlayan ve 10 gün süren çatışmaların olduğu vakit bölümüne de “Kanlı Noel” isimi verilmiş.

1974 de ise Türkiye Kıbrıs’a harekat tertip ediyor, kuzey bölüm ele geçiriliyor daha sonra da beynelmilel baskılar neticeninde mütareke duyuru ediliyor ve adanın %37’si Türkler’in kontrolüne geçiyor. 170.000 civarındaki Kıbrıslı Rum kuzeyde bulunan hanelerinden göç ettiriliyor, 50.000 Kıbrıslı Türk ve daha sonrada Türkiye’nin teşviki ile Türkiye’den gelen muhacirler ise bu hanelere yerleştiriliyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise 1983 seneninde kuruluyor ve bu devlet sadece Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınıyor. Bugün bir hayli devlet, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ‘yi güney Kıbrısın, başka bir deyişle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprakları içerisinde kabul ediyormuş. Kuzey Kıbrıs ise de facto olarak nitelendirilmekteymiş yani kağıt üzerinde yok ama gerçekte var.

2004 seneninde Birleşmiş Milletler’in Annan Tasarısı dahilinde referandum yapılıyor, Kıbrıs halkına birleşmek isteyip istemedikleri sualliyor. Kuzey tarafı “evet”, güney tarafı “hayır” diyor ve birleşme gerçekleşmiyor. Güney Kıbrıs 2004 seneninden beri de tüm adayı temsilen Avrupa Birliği azasıymış.

Tarihin tozlu yapraklarını kapatıp günümüze dönecek olursak, Kıbrıs’a giderken kendimi hiç yurtdışına çıkıyor gibi hissetmedim 🙂 Havaalanında dış hatlara yöneldiğimizde dank etti yurtdışına çıktığımız. Aynı zamanda pasaporta gerek olmadığı bilgisini vermeliyim. Hem de pasaport varsa da kullanmayın cildim, çünkü pasaport ile çıkışlarda 15 tl ülke dışı çıkış harcı ödemek vaziyetindesiniz. Oysa nüfus cüzdanı ile çıkış yaparsanız para ödemiyorsunuz.

Kıbrıs’ta cep telefonu kullanacaksanız gitmeden önce uygun bir tarife satın almanızda yarar var.

Gitmeden önce internetten okuduğum Kıbrıs gezi yazılarında Kıbrıs’ta araba kiralamanın cesaret istediği yazıyordu. Biz de düşündük taşındık, yeterli cesareti kendimizde bulduk ve gitmeden önce Ayaz rent a car’dan araba kiraladık. Araba olmadan çok fazla gezemeyecektik çünkü. Aracımız Hundai Elantra idi ve günlüğü 90 liraydı. Benzini kendiniz alıyorsunuz. Benzin, Türkiye’ye göre hayli ucuzdu. Otopark için de hiç para vermedik seyahatimiz boyunca. Direksiyonun sağda olması garip gelse de zaman içinde alışılıyor sanırım.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*